Türkiye evde kal, diğer ülkelerden örnek al! Corona virüsü hep birlikte nasıl atlatabiliriz?

tarafından | 17 Mar, 2020 | Blog | 0 yorum

Corona virüsü birlikte nasıl atlatabiliriz?

Konumuz ne olacağını tahmin ediyorsunuz… Böyle bir konu hakkında yazı yazmak, istemezdim ve çokta üzücü benim için…. Budapeşte’deki renkli ilkbahar programlarin, festivallerin hakkında bir şeyler yazmak daha çok isterdim, ama – pek çok sektör gibi – turizm de bir süre duracak gibi … ama neyse ki şimdi yazmak için bol bol zamanım var! 🙂

Herkesin şu anda uğraştığı tek konu corona virüsü ve bundan dolayı ortaya çıkan durumdur. Durum hakkında ayrıntıya girmek istemiyorum, çünkü ne açarsanız: televizyon, sosyal medya herkes virüsten bahseder. 

Corona virüs hakkında konuşmak yerine daha çok, bizim bireysel sorumluluğumuzdan bahsetmeyi tercih ederim. 

Virüsü hepimizin ciddiye almamiz lazim! Türkiye olsun, Macaristan olsun, virüsten etkilenen insan sayısı şimdi düşük gibi görünse de hızla yayılmaktadır! 

Eğer normal hayatımıza bi an önce dönmek istersek, ŞU ANDA YAPABİLECEĞİMİZ TEK ŞEY, ve aynı zamanda TEK ÇÖZÜM EVDE KALMAKTIR! 

Virüs bir kaç haftada biter mi? Bitmez, ama en azından yavaşlar, ve en sonunda bitecek. Önemli olan vakit kazanmak! Kendimiz, çevremiz ve toplumumuz için bu kadarını yapabiliriz… zor değil herhalde, değil mi? EVDE KALMAK işimiz kısa bir süre içim bu kadar…Bana sorarsanız ben kendi çevrem için seve seve yapıyorum. 

BU SEFER KURALCI OLALIM...

Evde kalalım ve bazı temel ve önemli kuralları uyalım! Ancak bu şekilde başarabiliriz, şu anda başka yol gözükmüyor.

ZAMANLAMA VE EYLEM ÇOK ÖNEMLİDİR! Hala vaktimiz var!

Bireyler olarak biz ne yapabiliriz?

  • Önümüzdeki  haftalarda, olası salgını önlemek için sosyal izolasyon çok önemli. Mümkün olduğu kadar az insanla fiziksel iletişime geçin! (komşu ziyaretleri de yok!) Bir kaç gün sonra, çok sıkıldık hadi çay içmeye gelin’ misafirciliği yapmayin. Sarılmayın, öpüşmeyin, tokalaşmayın. Zor olduğunu biliyorum … ama fiziksel temasınız ne kadar az olursa, virüsün yayılma şansını o kadar azaltırsınız. Zaten internet ve telefon var – biriyle bağlantı kurmak istiyorsanız, arayın, mesaj atın!
  • Bağışıklık sisteminizi güçlü tutun! 
  • Hasta iseniz 14 gün evden kesinlikle dışarı çıkmayın.
  • Zorunlu olmadıkça hastaneye gitmeyin!
  • Sadece ve sadece çok önemli veya acil durumda evden ayrılın! O’zamanda mümkün olduğu kadar az toplu taşıma kullanın! 
    1. Yemek ve alışveriş: alışveriş için liste hazırlayın ve öyle çıkın. İhtiyacınız olan şeylerin bir listesini yaparak hedefli alışveriş yapın! Alışverişiniz fazla uzun sürmesin ve abartmayin! “Orta yolu” tercih edin: evinizde bir kaç haftaya yetecek kadar gıda bulunsun. Marketleri boşaltmaniza gerek yok…
    2. Eczane ve diğer acil durumlar: İnsanlarla “2 metre kurala” uyun! Herkesle mesafe bırakın! Yanınıza peçete, ıslak mendil/ kolonya alın.
    3. Çevrenizdeki ihtiyacı olan yaşlılara yardım etmek. Yaşlı insanlardan mümkün oldukça uzak durun. Unutmayın ki en çok riskte olan insan onlardir! Yardımınıza mecbur ihtiyaclari olursa, önceden kapsamlı hijyen hazırlıklarla yapın.
    4. Evde de elini sık sık yıka!!!  Kapsamlı el yıkama en az 20-30 saniye sürüyor! Uzmanlar, normal sabunun patojenleri öldürmek için mükemmel olduğunu söylüyorlar. Parmaklari, parmak uçları, avuç içini vs… iyice yıkayın. Neyse ki Türkler dinden dolayı  bu ritüel yıkamayı iyi bilir.   (Macaristan’da günler boyunca (belki hala…) “eller adım adım nasıl yıkılır” diye videolar gösterildi (Facebookta dalga geçenlerde oldu: 2020’de nihayet dünya ellerini doğru yıkamayı öğreniyor! 2020 yılında Mars’a gitmeye hazırken, el yıkamasını öğreniyoruz….)

    Bir tek elinizi değil, evinizi de temizleyin!

    EV DEZENFEKTAN TEMİZLİĞİ
    • Kapı kolları – çoğunlukla banyo, tuvalet, giriş kapısı
    • Işık anahtarları 
    • Buzdolabın kapısı
    • Mutfak tezgahı 
    • Evdeki çöp bidonları 
    • Koridorda, ayakkabıların etrafındaki alanı dezenfektanla yıkayın
    • Masalar / çalışma alanı. Virüs 2 gün boyunca hayatta kaldığı için, masaları sık sık silin
    • Cep telefonu!!! – sürekli kullaniyoruz. 
    • Bilgisayar, laptop, klavye, bilgisayar faresi
    • TV kumandası vb.

    Hepimiz kendimizi zor durumda bulduk... ama belki de asıl kendimizi bu durumda bulabiliriz!

    Kendimizi bir anda bu durumda bulduğumuz için üzgün, öfkeli, veya stresli olabiliriz, hatta panik ta yapabiliriz…ama kesin olan bir şey var: bu duygular size yardim etmeyecek…

    Şu andaki duruma hiçbir etkimiz yok, herkes aynı problemi yaşıyor. Kiminde derdi bizimkinden ne yazıkkı çok daha kötü… ve evet şimdi birçok şey değişiyor, değişecek ve corona virüs bittiğinde de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

    Hayatta kesin olan tek bir şey var : DEĞİŞİM. Bunu kabul etmeliyiz. 

    Tek bir şeye etkimiz var: duruma karşı tutumumuza! Evrimleşmiş durumda nasıl davranacağımız, ne yapacağımız bize kalmış, bu hic kimseye bağlı değildir!

    Hayat büyük bir hocadir … şimdi durmak, yavaşlamak için bize mesaj veriyor. Ama acaba duyuyor muyuz? Sürekli bir yere koşturuyoruz, acele ediyoruz, sabırsızız. İşe gidiyoruz, is yoksa alışverişe gidiyoruz, sinemaya gidiyoruz, arkadaşlarla “öylesine” çay/kahve içmeye gidiyoruz…farkında mısınız hep birşey uyduruyoruz, yeterki içeriye bakmayalim…

    Şimdi Hayat dur artık dedi… Otur, düşün dedi. Yavaşla, arık birazcikta içeriye de bak diyor…demiyor zorluyor… insanoğlu başka türlü anlamıyor çünkü.

    İçeriye nasıl bakabiliriz, ve kendi içimizi nasıl duyabiliriz?

    Ben yolumu bulamadığım zaman (evet bazen oluyor… ) kendi kendime genelde şu soruları soruyorum (ve her şeyi mutlaka not ediyorum, bu çok önemli!) :

    • Hayatımda GERÇEK değerler nelerdir? 
    • Maddi, manevi, fiziksel durumum nasil? Neler başardım? “Nerdeyim” şuan?
    • Neleri doğru yaptım ve neleri dahada iyi yapabilirdim? (iş, aşk, kararlar vs.) Bunlardan neler öğrendim?
    • Bundan sonra neyi daha iyi yapabilirim? Ve değiştirmem gerek neler var? 
    • Benim nerede değişmem gerek?
    • Hayatta nereye doğru gidiyorum? Hedeflerim neler? Hedeflerim var mi ki, yoksa günler “öylesine” geciyor? 
    • Corona virüsten önce “buna vaktim yok” dediğim şeyler, aktiviteler nelerdir? (evi toparlamak, değişik uzun süren yemekleri yapmak, bir kitabı okumak/bitirmek, biriyle irtibata gecmek, meditasyon yapmak…)
    • Corona virüsten önce “buna çok fazla vakit harcamak zaman kaybı…” dediğim şeyler nelerdir? ( resim yapmak, yeni hobi bulmak, bir blog yazmak…)
    • Beni gerçekten mutlu eden, motivasyon ve enerji veren şeyler neler? 
    • Ve çok daha fazlası…

    Bunlar sadece benim düşüncelerim, eminim ki sizde kendi özel listenizi oluşturabilirsiniz… 

      Tek kelimeyle:

    • Her şeyden önce şu andaki durumu (kafada da) kabul edin!
    • Yeni ve geçici (!) duruma adım adım uymaya çalışın ve evdeki zamani tek başınızdan veya sevdiklerinizle güzelce değerlendirin.  
    • Toplum için birlikte çalışın, kurallara uyun!
    • Ve en önemlisi: İZOLASYON!  Mümkün oldukça insanlardan uzak durun! Siz sağlıklı olsanizda çevrenizdekileri de düşünün!

    Unutmayın önlemlere yetkililer karar verir, ancak uygulayacak olan bizleriz, yani olası salgını durduracak olan bizleriz.

    İyi haber şu ki, hiçbir şey sonsuza kadar sürmez …

    Zorluklar ve ekonomik sonuçları mutlaka olacak… Ama her şey bitecek … ve kabus gibi görünen bu durum sona erdikten sonra, eğer doğru yaptıysak hayata sende, bende hepimiz yeni bir kişi olarak devam edeceğiz. Küçük şeylerin değerini daha iyi anlayacağiz, zamanı gelince yavaşlayabileceğiz. Öğrendik çünkü…

    Bittikten sonra iki işimiz daha olsun:

    1. Bıraktığımız gibi devam etmeyeceğiz diye kendimize söz verelim.  Hayatimizda veya günlük rutinlerimizde en az 1 şey değiştireceğimize söz verelim. Bunu/bunları kendinize not edelim, ve arada bir bakip hatırlayalım!
    2. Karşımıza çıkan, çevremizde olan insanlarla daha çok ilgilenelim, ihtiyaci olanlara elimizden gelene kadar yardim edelim. Finansal olarak, manevi olarak, hangi biçimde olursa olsun ve durumunuza göre, ama yardım edelim. 

    Son cümle olarak sizinle çok sevdiğim bir hikaye paylaşmak isterim. “Buda Gecer Derviş Hikayesine” çok benzer, hatta  hemen hemen aynısı. 

    Bir gün Hintli bir prenses babasından hediye olarak almış yüzüğü ile bilgili Hindu bir hocayı ziyaret eder.

    Hocadan yüzüğüne öyle bir bilgelik kazınmasını ister ki:

    hüzünlü günlerde avutsun,

    zor durumlarda cesaretlendirsin,

     mutlu zamanlarda ise ihtiyata uyarsin.

    Bilge adam yüzüğü birkaç gün sonra prensese geri verir. Yüzükte tek bir kelime yazar: 

    “GEÇER”

    Her şey bir gün biter, iyi olsun, kötü olsun. Bu da elbett bir gün gecer…

    Herkese sağlık, ve olumlu tutum dilerim! smile

    Veronika

    Comments

    0 Yorum

    Bir İçerik Gönder

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Share This